Kategori arşivi: DUYURULAR

DUYURULAR

Doğa İçin Sanat Derneği (DİSDER) 1. olağan Genel Kurulu

Genel kurul 18.09.2021 tarihinde gerçekleşmiştir. Genel kurulda yapılan seçimler sonucunda yeni yönetim kurulu aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir.

Yeni yönetim kurulumuza ve tüm DİSDER üyelerine, bizimle dayanışma içerisinde olan aktivist dostlarımıza, görev süresince verimli ve başarılı çalışmalar diliyoruz.

Doğa İçin Sanat derneği
18.09.2021 tarihli 1. Olağan genel Kurul seçimi sonucu oluşan yönetim kurulumuz:

Yönetim kurulu asil üyeler:

Göksen Ezeltürk – Başkan
Adnan Alin- Başkan yardımcısı
Azime Çeker -Yazman
Süleyman Karan- Sayman,
Tuğba Aksu -Yönetim kurulu üyesi

Yönetim kurulu yedek üyeler:

Ayşe Baykal,
Derya Turgay,
Baturay Göksular,
Ercan Dağ,
Yaşar Merve Ölmez.

Denetim kurulu asil üyeler:

Ali Kaya – Denetim kurulu başkanı
Hayrettin Sabırlı – üye
Erdinç Aslan – üye

Denetim kurulu yedek üyeler:

Kazım Pekşen,
Muhsin Karakoç,
Ulvi Kaan Meriç.

Aşırı Yağmur ve Aşırı Kuraklık

tarafından ataadmin | Ağu 23, 2021 | BilimGenelGıda – Tarım – Üretim | 0 yorum

  Yurdumuzun Karadeniz bölgesinde bol, bazen de çok aşırı yağmur yağıyor, Orta ve Güney bölgelerinde ise kuraklık devamlı artıyor.

 Kuzeyde milyarlarca ton su kullanılmadan denize gidiyor, güneyde ve orta Anadolu’da göller, barajlar, kuyular, yeraltı suları kuruyor.

  Akdeniz bölgesi birinci derecede kuraklık kuşağında, felâkete sürükleniyor, orta Anadolu’yu kuraklık vurdu, kimsenin umurunda değil. Kuzey’de insanlar öldüğü için konu gündemde. Güneyde henüz insanlar ölmediğinden gündemde değil.

 Kuzeyde 125 kişinin yasını tutuyoruz, Güney’de milyonlar zarar görecek, binler ölecek, ama kimsenin kılı kıpırdamıyor.

 Türlü nedenlerle yaratılan gündemle vakit geçiren basında toplumumuzun bu hayati konusuna yeteri önemi gündeme getirmiyor.

  Sevgili okurlarım, başka ülkelerde bugün çöl olarak gördüğünüz yerler bir zamanlar yeşil meralarmış. O yerler artık rüzgârla yer değiştiren kum yığınları. Bunlar olmuş ve bilinen doğa olayları. Bu değişim bizde de başladı.

 Eğer önlem alınmazsa Orta ve Güney bölgemizde geri dönüşü olmayan “felâketlerle” karşı karşıya kalacağız. O zaman ben hayatta olmayacağım ama birisi, “zamanında önlem alınsaydı bu “felâket” ile karşılaşmazdık, yapılmış olan “cinayettir” diyecek”.

 Yapmamız gerekeni söyleyeceğim zaman, toplum olarak negatif yanımızın şâha kalkacağını biliyorum ama gene de görevimi yapacağım.

 Yapılması gereken hiç vakit geçirmeden Kuzeydeki bol suyun, Güney ve orta Anadolu’da kuruyan kilit noktalara aktarılmasıdır.

  Nasıl ki aktarılması çok daha zor ve tehlikeli olan petrol borularla binlerce kilometre aktarılıyor, su ondan daha kolay aktarılabilir.

  Bazı şeyler vardır ki yapmamak için para sorun olamaz. Olursa ya ülke yok olur, ya da hayat! Çölleşme ve su konusunda, parayı sorun olarak öne çıkaranların aklında bozukluk vardır.

 Kuzeydeki dere yataklarındaki yapılaşmanın insan ölümlerine neden olmamasının bir çözümünün yer yer topraktan ufak barajlar, su kapanları  yapmak. Bu barajlarda toplanacak suyun fazla olan kısmını kuruyan yerlere pompalayabiliriz.

   Bu önlemle Kuzeyde de, Güneyde de çözüm sağlamış oluruz.

 Yıllardır derelerin, nehirlerin kullanılmayan suyunun, yükselme tehlikesi gösteren denizlerimize akacağına, kurak yerlere aktarılmasını önermekteydim. Bu yöntem yazdığım yaklaşık on beş yıl evvel yapılmaya başlamış olsaydı, bugün karşılaştığımız kuraklığın boyutu çok daha az olurdu.

  Şimdi gerekeni yapmazsak, yarın kuraklığın boyutu önlemlerin fayda etmeyeceği düzeye geleceğine hiç şüphe yok.

  Her konuda olduğu gibi kendi düşüncesizliğimiz ve bigâneliğimiz nedeniyle, kendimize zararlı olmaktayız. Suskunluğumuzla, milletçe bir akıl tutulması içindeyiz.

  Bu hastalıktan bizi başkası kurtarmaz…..

https://atakultur.org/asiri-yagmur-ve-asiri-kuraklik/

GeneL KURUL 2021

Doğa için sanat derneği.

DERNEGİMİZİN DÜNÜNÜ VE YARINIHEP BİRLİKTE KONUŞMAK İÇİNSEÇİMLİ 1 inci GENEL KURULUMUZA DAVETLİSİNİZ

18 eYLÜL 2021 – 14.00 18.00

CEMİL CANDAŞ KÜLTÜR MERKEZİ

ŞİŞLİ – İSTANBUL

Tuz gölü flamingo yavrularının ölümleri

Sevgili dostlar

Geçtiğimiz günlerde basında yeralan ölü flamingo yavrularının fotoğrafları ile hepimiz dehşete düştük!

Melendiz Çayındaki Mamasın Barajı, Peçenek ve İnsuyu Deresinin önündeki Cihanbeyli Göleti yetmezmiş gibi, civar köylülerin bentler çekerek Tuz gölünde konaklayan uğrak kuşların son su yollarını kesmeleriyle göl tamamen susuz kaldı.
Yetişkin kuşlar çaresiz uçup bölgeden ayrıldılar. Henüz uçamayan binlerce flamingo yavrusu ise susuzluktan öldüler.

Yaşam hakkı tüm canlıların temel hakkıdır Dostlar. Dünya ise üzerindeki tüm canlıların yaşam alanıdır ve kişi veya kurumların kısıtlı kaynakları sadece kendileri için kullanmaları en hafif ifadeyle bencillik ve sorumsuzluluktur.

Şimdi yetkili makamlar inceleme başlatacaklar, kuşların göç yollarını, kuluçka yerlerini belki yeniden belirleyecekler. Bu da kamuoyunun vicdanını rahatlatarak, sorumluluklarını unutturacak. Her doğa katliamında gördüğümüz bu senaryo birkez daha tekrarlanacak ve çok kısa birsüre sonra o kareler unutulup gidecek. Ta ki bir sonraki faciaya kadar.

foto : www.t24.com.tr

Dünyadaki tüm canlıların yaşam hakkına dair farkındalık yaratmak için bir araya gelen bizler, Dünyada yalnız olmadığımızı, tüm canlıların yaşamlarının pamuk ipliği ile birbirine bağlı olduğunu ve adını bildiğimiz ya da bilmediğimiz her canlının bu dünyadaki ekosistemin önemli birer yapıtaşı olduğunu Sizlere bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Sevgili Dostlar, flamingo yavrularının ölümlerinin üç gün sonra unutulmaması ve bir şeylerin değişmesi ancak ve ancak Sizlerle olur, Sizlerin duyarlılığınız ve desteğinizle yetkililerin umarsız yaklaşımları sona erer, yıkımın ve katliamların önüne geçilir. Doğaya duyarlı ve tüm canlıarın yaşam hakkına saygılı herkese sesleniyoruz. Duyun sesimizi ve doğayı koruma mücadelemize Sizler de destek verin!

Unutmayın, yaşayacağımız başka dünya, başka Türkiye yok!

DOĞA İÇİN SANAT DERNEĞİ

PLASTİK ATIKLAR … Plastik atıkların ekolojiye etkilerini ve çözüm önerilerini,

DİSDER SÖYLEŞİ :

Sevgili Dostlar Merhaba,

Doğaya ve Sanata duyarlı bireyler olarak bizler, Doğa için Sanat Derneği çatısı altında bir araya geldik ve ülkemizdeki doğa talanına ve doğada yaşayan tüm canlıların yaşam hakkına dair farkındalık yaratmak için çeşitli etkinlikler düzenliyoruz.

Bu kapsamda DİSDER SÖYLEŞİLERİNE başlıyoruz. Her ayın 3. Haftasının 3. Günü doğaya ve sanata dair farklı bir konu ve konunun uzmanı konuklarımızla sizlerle buluşacağız. İlk söyleşimiz 23 Haziran Saat 21:00’de zoomdan ve youtube kanalımızdan canlı olarak yayınlanacak. Konu çok önemli ve çevre kirliliğini ve başta insan tüm canlıların sağlığını yakından ilgilendiriyor. PLASTİK ATIKLAR … Plastik atıkların ekolojiye etkilerini ve çözüm önerilerini THD Başkanı Sn.Turhan ÇAKAR ve TÜKODER Başkanı Sn. Aziz KOÇAL’dan dinleyeceğiz. Sizler de bizlerle olursanız, görüşlerinizi ve sorularınızı bizlerle paylaşırsanız çok daha verimli bir söyleşi olacağına inanıyoruz.

  1. Haftanın 3. Günü saat 21 de DİSDER SÖYLEŞİLERİ’nin ilkinde Sizlerle buluşmak dileğiyle…

DOĞA İÇİN SANAT DERNEĞİ

DOĞA TALANINA DUR DE! – FOTOĞRAF YARIŞMASI

Sevgili Dostlar Merhaba,
Doğaya ve Sanata duyarlı bireyler olarak bizler, Doğa için Sanat Derneği çatısı altında bir araya geldik ve ülkemizdeki doğa talanına ve doğada yaşayan tüm canlıların yaşam hakkına dair farkındalık yaratmak için çeşitli sanat etkinlikleri düzenliyoruz, çünkü sanatın uyarıcı, birleştirici ve iyileştirici gücüne inanıyoruz.


Bu kapsamda bir FOTOĞRAF YARIŞMASI düzenliyoruz. Fotoğraf Yarışmamızın adı “DOĞA TALANINA DUR DE!” ve amacı; madenler, HESler, JESler, otoyollar, beton şehirler derken ülkemizde ve tüm dünyada her geçen gün artan doğa talanına dikkat çekmek… Doğayı seven, talana karşı çıkan herkesi bu talanı, yitirilen güzellikleri ve doğa savunucularının çabalarını belgelemek adına fotoğraf çekmeye davet ediyoruz.

Etkinliğe son katılım Tarih : 19 Ekim 2021

Bize ulaştırdığınız fotoğrafları jüri üyelerimizin değerlendirmesinden sonra 30 Ekim 2021 tarihinde düzenleyeceğimiz “DOĞA TALANINA FOTOĞRAFLARINLA DUR DE!” adlı sergimizde sergileyeceğiz ve aynı adlı bir kitapçıkta bir araya getirerek gündemin hızla değiştiği ülkemizde her geçen gün artan talana tanıklık edeceğiz.

Yarışmada ilk üç dereceyi alan katılımcılara tercih ettikleri sanat dalında pandemi sonrası (resim, heykel, senaryo yazımı, drama ve oyunculuk, sanat tarihi vb.) iki kur (altı ay süreli) eğitim.
Mansiyon alan katılımcılara, tercih ettikleri sanat dalında bir kur (üç ay süreli) eğitim olanağı sağlanacak


Sizler de etkinliğimize katılırsanız, çektiğiniz fotoğraflarla yörenizdeki talanı kamuoyuna duyurabilirsiniz. Etkinliğimiz ile ilgili detaylı bilgiye web sitemizden ulaşabilirsiniz. Hepinize doğaya sahip çıktığınız için teşekkürler.


Sergimizde Sizlerle buluşmak dileğiyle…


DOĞA İÇİN SANAT DERNEĞİ, bize ulaşmak kolay . https://dogaicinsanat.org/tr/iletisim/

FOĞRAF ETKİNLİĞİ KOŞULLARI tıklayın:

Fotografları İnternet üzerinden göndermek isterseniz, iletişim sayfamızdan gönderebilirsiniz:

Kadıköy Basın açıklaması : Ya kanal, Ya istanbul

27 mayıs 2021

İstanbul’u, pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış, doğası ve kültür varlıkları ile dünyanın dört bir köşesinde bilinen kentimizi yok etmek istiyorlar. Bugüne kadar, özellikle son 20 yılda yapılan saldırılarla kent belleğimizin büyük kısmını yitirdik..
Orhan Veli’nin gözleri kapalı dinlediği İstanbul’dan elimizde çok az şey kaldı. Şimdi, kültür varlıklarımızı; Gezi Parkı’nı, Galata Kulesi’ni, varlığı bile olmayan “vakıf” diye uydurulmuş birtakım yandaş kurumlara devrediyorlar. İstanbul’un 3. Bölgesi’ndeki Yarımburgaz Mağaraları, Odabaşı ve Dursunköy Köprüleri gibi kalan kültür varlıklarımızı da rant ve talan projesi “Kanal İstanbul” ile tümden ortadan kaldırmayı hedefliyorlar. Kâr hırsları bitmiyor, dinmiyor..
Bugün burada, İstanbul’un 3. Bölgesi’nin bizim için anlamını anlatmak için buluştuk. İstanbul;
Kuzey Ormanları’ndan gelen rüzgarın tatlı esintisini hissettiğimiz, leyleklerin göçünü, konaklamasını Yeniköy’ümüzden izlediğimiz, Karadeniz sahilinde ağların çekildiği, çocukların sahildeki sesleri ile mutlu olduğumuz, ayçiçeği tarlalarının, güneşin güzel rengini yere indirdiği kentimizdir. Göllerimiz, hem suyumuz, hem de bir nefes almak için kenarında oturduğumuz, kuşların cıvıltısını dinlediğimiz, kendine has çiçeklerine sevgiyle baktığımız, ağaçlarının yaprak hışırtılarını dinlediğimiz kentimizdir. Küçükçekmece’den başlayarak mahallelerde, evlerin önünde çekirdek çitleyerek sohbet ettiğimiz, bostanlarımızda yetiştirdiğimiz sebzelerimizi paylaştığımız, tarihi köprülerinin üzerinde yürürken (altta akan derelerin sesiyle dinlendiğimiz ve hattâ o derelerin şeker gibi suyunu kana kana içtiğimiz kentimizdir.
Şimdi kentimize, bir “Kanal” ve bir avuç zengin için “Yenişehir” yapmak istiyorlar. İstanbul’u 3. Köprü, 3. Havalimanı, yeni otoyollarla geri dönülmez biçimde tahrip edenler; Kuzey Ormanları’ndan kalanları, İstanbul’un son tarım alanlarını, göllerini, bölgedeki tüm ilçeleri ortadan kaldırmak ve orada yaşayan halkı yerinden etmek istiyor. ÇED raporunda ilan etmişler, artık bölgede “nitelikli insan”lar yaşayacakmış, yani biz işçiye, emekçiye, esnafa, çiftçiye yer yok yeni tasarladıkları “proje”de.
İstanbul’da yapılan tüm kamuoyu araştırmaları halkın ezici bir çoğunluğunun bu “proje”yi istemediğini gösteriyor. AKP Başkanı demiş ki “Onlara rağmen Kanal İstanbul’u da yapacağız, inadına yapacağız”. Kime ve neye rağmen? Halk bu talan projesinin kente ve doğaya vereceği zararı biliyor. Bir avuç yandaş sermayeyi daha da zengin etmek için doğaya ve kente saldırdığınızın farkında, ayrıca bunu size oy veren halk da bildiği için, bu projeye karşılar.
Yeni bir kararname Resmi Gazete’de yayınlandı. Bizim için anlamı, “yap -işlet – sermayeyi zengin et – parasını halka ödet” olan “proje”sine finansman sağlamak için devlet garantisi vermiş. Yani yaptıktan sonra bize ödettikleri yetmiyor, krediyi alıp yapmadıklarının da parasını bizim vergilerimizle Hazine’den ödetecekler.
Yenişehir projesiyle; susuzluktan kırılan kentimizin son sulak alanlarını, Terkos, Küçükçekmece göllerinin çevresini yeni “turizm” alanları ilan ederek talan edecekler, yıkımı derinleştirecekler.
Kısa bir süre önce, “Kanal İstanbul” projesinin önemli bir bölümünü kapsayan Arnavutköy’de, tarım ve hayvancılık yapan çiftçilere arazilerini tahliye etmeleri tebliğ edildi. İstanbul’un son köylerini “lojistik alan” ilan edip kendi evlerinden arazilerinden kovmaya çalışıyorlar. Hak, hukuk ve adalet kavramları çöpe atıldığından beri hiçbir güvencemiz kalmadı “dayanışma ve birlikte mücadele etmek”ten başka.
Halk bu “talan ve yıkım projesi”ni istemiyor, binlerce kişi itiraz dilekçesi verdi, onlarca kurum ve birey dava açtı. Keşif kararını alan mahkeme bir türlü bilirkişi tayin etmiyor fakat ihale hazırlıklarına hız verdiklerini açıklıyorlar. Bir kez daha “atı alan Üsküdar’ı geçti” diyerek yeni hukuksuzluklara imza atmaya çalıştıklarının farkındayız.
Bugün burada bizim için İstanbul’u anlatmak, kentimizi, belleğimizi yok ettirmeyeceğimizi söylemek için buluştuk. Tekrar ediyoruz; İstanbul’la, halkla, doğayla inatlaşanlara karşı mücadelemize devam edeceğiz.

Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu

Kadın Cinayetleri Durduracağız

8 Mart kadın etkinlikleri kapsamında “Ölmek İstemiyorum” sergimiz ile Beşiktaş’taki eylemlerine destek verdiğimiz Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformundan Fidan Atasever ve Ayşen Ece Kavas’a Derneğimizi ziyaretleri için teşekkür ederiz.


Doğadaki tüm canlıların ve tabii ki en başta insanın temel hakkı olan yaşam hakkını savunmayı misyon edinen DİS-DER ve ülkemizde pekçok kadın cinayetinin aydınlatılmasında takipçi ve umut olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu herzaman birbirine destek olmaya devam edecek:)

Asla yalnız yürümeyeceğiz