YILKI ATLARI

PROJEMİZ

  BİR YILKI ATLARI BELGESELİ

  İç Batı Anadolu’da binyıllardır süren bir geleneğin son temsilcileridir Yılkı Atları…  Doğada serbest sürüler halinde yaşayan  yılkı atlarının hikayeleri, binyıllardan, binlerce kilometre ötelerden kopup gelerek  günümüze değin uzanır… İnsanlarla binyıllardan bu yana yan yana yaşayan, sanayileşme ve modernleşmeyle birlikte  binek ve çekim hayvanı olarak kullanılmasına gerek kalmadığı için doğaya salınan Yılkı atları, artık hayal ile gerçeklik arasında bir yerdedir…

  Aynı atlar ülkesi Kapakodya’nın masalsı coğrafyasında, Antalya’nın uçsuz bucaksız Eynif Ovasında olduğu gibi, Afyon’un Emirdağ İlçesi’nin yaylalarında da 300 yabani attan oluşan bir sürü  de Emirdağ’ın yemyeşil yaylalarında koşturur, o yaylaların endemik bitki örtüsünde  beslenir, kışın düzlüklere iner. Yine o yeşil yaylalarda, o yabani atlara  koyun ve keçi sürüleri yoldaşlık eder.  Yörük  Türkmenlerin sürüleridir bu koyun ve keçiler…

  Modern dünya ile birlikte yörüklerin  tarihi-kültürel  değerleri ve yaşam tarzları ne yazık ki giderek  yitirilse de, 1000 yıllık geleneğin son örnekleridir yörede özgürce koşturan Yılkı Atları, onlara yoldaşlık eden koyun, keçi sürüleri ve çobanları….

  BİNLERCE YILLIK BİR GELENEĞİN İZİNDE.

  Belgeselimiz işte bu  bin yıllık tarihi belgelemek adına yola çıkıyor.  Yörükleri, yılkı atlarını ve Emirdağ yaylalarını tamamen kaybolmadan, modern dünyada insan eliyle tamamen yok edilmeden belgelemek adına…  Çünkü yine o bölgede, yerin altının da üstü kadar zengin olduğunu düşünen birileri var. Yerin altında para edecek ne varsa çıkartmak için binlerce kilometre öteden gelen ve ‘kalkınma’ adına bu yurdun tüm güzelliklerini feda etmeye hazır bir bürokrasiden destek alan madencilik şirketleri…

DOĞA VE TARİHE BİR BELGE


Amacımız, bu bin yıllık geleneği  yok edilmeden belgelemek, dedik. Bu amaçla at-insan ilişkisinin tarihçesini,  atların ve özelinde yılkı atlarının öne çıkan ırk özelliklerini , edebiyatta, görsel sanatlarda ifade ettiği değeri konunun uzmanları ile tek tek özel çekimler yaparak derinlemesine değerlendireceğiz.  Ve bunların yanı sıra, at-insan ilişkisinin çok farklı bir boyutuna da yer vereceğiz belgeselimizde…  Hipoterapi… İnsanlarla binyıllardan bu yana yan yana yaşayan bu en yakın dostlarımızın insanın ruhsal sağaltımında nasıl yardımcı olduklarını konunun uzmanları ile birlikte değerlendireceğiz. İşlenecek konulardaki uzmanlar seçilmiş ve kendileri ile projeye dahil olmaları konusunda ön görüşme yapılmıştır.

  Belgeselimiz aslında gözden çıkardıklarımıza dair tarihe kayıt düşmek çabasında…

  Yönetmenliğini uluslararası başarılar kazanmış pek çok belgesele imzasını atmış yönetmen-yapımcı Fehmi Gerçeker’in üstlendiği 52 dakikalık belgeselimiz,  Türk kültür tarihinde büyük öneme sahip at-insan ilişkilerine, yılkı atlarına, Türk kültürünün son yaşayan temsilcileri yörüklere, Emirdağ’ın o muhteşem yaylalarına geleneksel göçer yaşamına ve hayvancılığa, Türkler’in göçer geleneklerinin son temsilcilerinin etnik ve toplumsal yaşamlarına zoom yapıyor.  Asıl tema olarak doğanın insanoğlu için öneminin altını çizerken, alt tema olarak ta belgesel ekolojist ve kültürel korumacı bir mesaj vermeyi bir misyon olarak belirliyor ve kar odaklı madenciliğin doğal ve tarihsel değerlerimizi nasıl yok ettiğine vurgu yapıyor.

  PRODÜKSİYON SÜRECİ


Planlaması tamamlanmış olan belgeselimizin senaryo yazımı için 4 günlük  Emirdağ seyahati  yapılmış, görseller ve ses kayıtları toplanmış bulunmaktadır.

  Çekimlerin ilkbaharda yapılmasını planlıyoruz. Planlamamız doğrultusunda, ülkemizin farklı yörelerinde ve ağırlıklı Emirdağ’da yapılacak çekimlerde yılkı atı sürülerinin, yörük köylerinin belgeleneceği bahar çekim sürecinin yaklaşık on gün sürmesini ve doğal görüntülerin yanı sıra bölgede yaşayan yaşlılar, at uzmanları, alanında uzman tarihçiler, doğa bilimciler, sosyologlar ve yerel yönetim temsilcileriyle röportajlar yapılmasını öngörmekteyiz.


BİLİMSEL ARAŞTIRMA
Emirdağ’daki çekimlerin yanı sıra yapılacak arşiv çalışmalarıyla, yılkı atları, göçer hayvancılık, Afyon’daki Türkmenler’in gelenekleri, maden arama ve çıkarma faaliyetlerinin ekosistem üzerinde yaratacağı hasar üzerine bilimsel veriler belgeselin kurgusunda yerini alacak. 



YERELDEN KÜRESELE…
Bu belgeselin yurtiçinde ilk gösteriminin ilkbahar sonunda yapılması planlanıyor. Filmin yurtiçi ve yurtdışı festivallerde gösterimi, bunun yanı sıra ARTE, BBC World, Al Jazeera International, CCTV gibi uluslararası kanallarda yayımlanması da hedeflerimizi arasında yer alıyor. Bu vizyon çerçevesinde, Türkçe ve İngilizce  hazırlayarak tüm dünya TV’lerine dağıtmayı  planlıyoruz.